KTMÜ’de “Geçmişten Günümüze Savunma Sanayii” Konferansı Gerçekleştirildi


  • 2026-05-25

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde “Rektörlük Konferansları” kapsamında “Geçmişten Günümüze Savunma Sanayii” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Millî Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Salman, savunma sanayiinin tarihsel gelişiminden günümüzün ileri teknoloji sistemlerine uzanan süreci kapsamlı bir sunum eşliğinde katılımcılarla paylaştı.

“Savunma Sanayiine Yatırım Geleceğe Yapılan Yatırımdır”

KTMÜ Rektörü Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, millî savunmanın bir milletin varlığını ve geleceğini güvence altına alan en temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak, günümüz dünyasında savunma sanayiine yatırım yapmayan ülkelerin küresel rekabet ortamında ayakta kalmasının giderek zorlaştığını ifade etti.

Türkiye’nin özellikle hava savunma sanayiinde son yıllarda önemli bir atılım gerçekleştirdiğine dikkat çeken Ceylan, insansız hava araçları (İHA), silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve millî savaş uçağı projeleriyle Türkiye’nin uluslararası savunma alanında dikkat çeken bir seviyeye ulaştığını söyledi. Başta Bayraktar TB2, ANKA ve Kızılelma olmak üzere yerli ve millî savunma projelerinin Türkiye’nin teknolojik kapasitesini ortaya koyduğunu ifade eden Ceylan, savunma sanayiindeki bu gelişmelerin genç nesiller için de önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getirdi.

“Savunma Sanayii Teknolojik Dönüşümün Merkezinde Yer Alıyor”

Konferansta Prof. Dr. Serdar Salman, savunma malzemelerinin tanımı, kullanım alanları ve tarihsel gelişim sürecine ilişkin kapsamlı bilgiler verdi. Türk tarihinde ilk savunma malzemelerinin el işçiliğine dayalı üretim anlayışıyla ortaya çıktığını belirten Salman, savunma sanayiinin zaman içerisinde teknolojik gelişmeler doğrultusunda önemli bir dönüşüm geçirdiğini ifade etti. Osmanlı döneminde savunma sanayiinde seri üretime geçiş süreçlerine değinilen sunumda, özellikle Şahi topları ve Urban topları gibi dönemin önemli askerî teknolojilerinin savaş tarihindeki etkisine dikkat çekildi. Barut üretiminde kullanılan güherçile, savaş gemileri ve denizaltı çalışmaları üzerinden Osmanlı’nın savunma alanındaki mühendislik birikiminin dünya tarihindeki yerine vurgu yapıldı.

Cumhuriyet döneminden itibaren savunma sanayiinin devlet teşekkülleriyle kurumsallaşmaya başladığı ifade edilirken, ilerleyen süreçte özel sektörün katkısıyla Türkiye’nin savunma teknolojilerinde önemli bir gelişim gösterdiği belirtildi. Türkiye’nin maden kaynakları, demir-çelik üretim tesisleri ve stratejik üretim altyapısına ilişkin değerlendirmelerin de paylaşıldığı konferansta, savunma malzemelerinin sınıflandırılması ve kullanım alanları ayrıntılı şekilde ele alındı. Prof. Dr. Selman, çelik, alüminyum, titanyum, tungsten ve süper nikel alaşımlı savunma malzemelerinin yanı sıra kompozit, seramik ve sıvı zırh teknolojileri de katılımcılara aktardı. Savunma sanayiinde kullanılan kaplama teknolojileri ve özel boyaların önemine dikkat çekilerek, modern savunma sistemlerinde malzeme mühendisliğinin stratejik rol üstlendiği ifade edildi.

Türkiye’nin Yerli ve Millî Savunma Teknolojileri Öne Çıktı

Konferans kapsamında uzay sistemleri, hava savunma sistemleri ile hava, kara ve deniz platformlarına ilişkin görsel ve videolar da katılımcılarla paylaşıldı. Özellikle ROKETSAN tarafından geliştirilen Atmaca, Çakır, Orka ve Akya gibi millî savunma sistemleri teknik özellikleri ve kullanım alanlarıyla tanıtıldı. ASELSAN’ın “İnsanlığa ve gezegenimize hizmet eden teknoloji” vizyonu çerçevesinde yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Haberleşme, radar, elektronik harp, savunma ve güvenlik teknolojileri başta olmak üzere şirketin faaliyet alanlarına ilişkin bilgiler paylaşılırken, animasyon destekli görsellerle hava teknolojilerinin tarihsel gelişim süreci katılımcılara aktarıldı. İnsansız hava araçları, modern savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve akıllı mühimmat teknolojilerine ilişkin örnekler üzerinden Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı seviye değerlendirildi. Yerli üretim kapasitesinin artmasının stratejik bağımsızlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Programın sonunda Prof. Dr. Serdar Salman, katılımcılara Millî Savunma Üniversitesi hakkında da bilgi vererek üniversitenin eğitim anlayışı, harp okulları, lisans programları ve savunma alanında yetiştirdiği nitelikli insan kaynağı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

 

    Sosyal medyada paylaşın