KTMÜ’de “Millî Ruh – Küresel Zirve” Doktrininin Eğitim ve Araştırmaya Yansımaları Ele Alındı


  • 2026-09-30

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde (KTMÜ), “Millî Ruh – Küresel Zirve” Doktrininin hedefleri ve bu hedeflerin üniversitenin eğitim, araştırma ve toplumsal katkı çalışmalarına yansıtılması üzerine seminer düzenlendi. Programda, akademik birimlerin uzmanlık alanları doğrultusunda geliştirebilecekleri çalışmalar ile öğretim elemanları ve idari personelin süreçteki sorumlulukları değerlendirildi.

Sürekli Eğitim Merkezi ile İletişim Fakültesinin iş birliğinde Kasım Tınıstanov Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminer, akademik ve idari personeli bir araya getirdi. Programda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmet Altıntaş ve Sürekli Eğitim Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yücel Öksüz konuşma yaptı. Doktrinin temel yaklaşımını ve üniversiteyle ilişkisini ele alan sunumu ise İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülzada Stanaliyeva gerçekleştirdi.

Millî değerlerin bilim ve eğitimle desteklenmesi vurgulandı

Sürekli Eğitim Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yücel Öksüz, doktrinin millî ruhu ortak hedefler doğrultusunda yeniden tanımlayan bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirtti. Değerlerine bağlı, vatansever ve sorumluluk sahibi vatandaşların yetiştirilmesinin bu yaklaşımın temel amaçları arasında bulunduğunu ifade etti.

Doktrinde eğitim ve bilime verilen öneme dikkat çeken Öksüz, Manas Destanı’ndan gelen alicenaplık, adalet ve hoşgörü gibi değerler ile bilim, teknoloji ve dünyaya açıklık anlayışının birlikte değerlendirildiğini söyledi. Millî değerlerin korunması ve çağdaş gelişmelerden yararlanılması arasında kurulan bağın, eğitim kurumlarına önemli sorumluluklar yüklediğini vurguladı.

Rektör Yardımcısı Altıntaş: “Millî ruh, mirasımızı geleceğe taşımaktır”

KTMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmet Altıntaş, millî ruh kavramını geçmiş ile gelecek arasındaki bağ üzerinden değerlendirdi. Geçmişten devralınan değerleri, idealleri ve kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmanın önemini, “Millî ruh nedir derseniz? Mirasımızı geleceğe taşımaktır.” sözleriyle dile getirdi.

“Geçmiş, geleceğin emanetidir.” diyen Altıntaş, üniversite çalışanları ve öğrencilerin bugün gerçekleştirdikleri çalışmaların geleceğin şekillenmesinde rol oynadığını belirtti. Manas, Atatürk, Çanakkale, Sarıkamış, sürgünler ve 1938 olayları üzerinden tarihsel hafızanın taşıdığı sorumluluklara değindi.

 

Cusup Abdırahmanov’un devlet kurma idealini, Kasım Tınıstanov’un Kırgız dili ve eğitim alanındaki çalışmalarını ve Törökul Aytmatov’un mirasını hatırlatan Altıntaş, bu isimlerin düşünce ve çalışmalarının günümüz ve gelecek kuşaklar açısından önemini vurguladı.

Tarihsel birikimin çağdaş bilimle buluşturulması hedefleniyor

Doç. Dr. Gülzada Stanaliyeva, sunumunda “Millî Ruh – Küresel Zirve” Doktrininin temel kavramlarını, ilkelerini ve çalışma alanlarını açıkladı. Doktrinin, Kırgız halkının tarihsel deneyimi ve geleneksel değerleri ile çağdaş bilim, yenilikçilik ve dünyadaki gelişmeler arasında bağ kurmayı amaçladığını belirtti.

Stanaliyeva, “Millî Ruh” kavramının tarihsel hafızayı ve millî değerleri geleceğe taşıyan manevi temeli, “Küresel Zirve” kavramının ise bilim, üretim, spor, kültür ve ekonomi gibi alanlarda dünya standartlarına ulaşma hedefini ifade ettiğini anlattı. Bu iki yaklaşımın, ulusal kimliği koruyarak uluslararası gelişmelere açık olma anlayışında birleştiğini söyledi.

Sunumda anayasal düzene bağlılık, manevi değerlerin gözetilmesi, toplum yararı, gelenek ile din arasında uyum ve etnik üstünlük anlayışının reddedilmesi gibi ilkeler ele alındı. Stanaliyeva, manevi değerlere verilen önemin maddi gelişmeyi dışlamadığını; kalkınmanın toplumsal ve ahlaki sorumluluklarla birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Araştırma ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi öne çıktı

Eğitim ve bilim alanında aile, toplum ve devletin ortak sorumluluk taşıdığını belirten Stanaliyeva, bilimsel araştırmaların güçlendirilmesi ve ülkenin teknolojik kapasitesinin geliştirilmesi üzerinde durdu. Tüketimden üretime yönelen bir toplum hedefinin, eğitim kurumlarının yetiştirdiği insan kaynağıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

Yapay zekâ ve yeni teknolojiler alanlarında araştırma yapan, çözüm geliştiren ve üretime katılan gençlerin yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti. KTMÜ’nün farklı disiplinlerde yürüttüğü eğitim ve araştırma çalışmalarının bu hedeflerle ilişkilendirilebileceğini belirtti.

Çevre başlığında doğal kaynakların verimli kullanılması, yenilenebilir enerji ve geri dönüşüm konuları değerlendirildi. Stanaliyeva, geleneksel Kırgız yaşam kültüründe kaynakların bütünüyle değerlendirilmesine dayanan uygulamaların, günümüzde çevre bilinci ve sürdürülebilirlik açısından yeniden ele alınabileceğini ifade etti.

Kırgızca’nın bilim ve dijital teknolojilerde kullanımı desteklenmeli

Sunumda, Kırgızca’nın gündelik yaşamın yanı sıra bilim, eğitim ve teknoloji alanlarında kullanımının geliştirilmesine de yer verildi. Stanaliyeva, dilin çağdaş bilimsel yöntemlerle araştırılması, dijitalleştirilmesi ve yeni teknolojilerde kullanılabilecek kaynaklarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

Üniversitelerin bilimsel ve mesleki terminolojinin geliştirilmesi, dijital içeriklerin üretilmesi ve farklı alanlarda Kırgızca akademik kaynakların hazırlanması konusunda katkı sunabileceğini söyledi.

Doktrinde ele alınan vatandaşlık anlayışına da değinen Stanaliyeva, insanlık, cömertlik, hoşgörü, adalet ve dürüst emeğin önemini vurguladı. “Ulus bilgesi” kavramını ise çalışmalarıyla topluma örnek olan, yeni fikirler geliştiren ve genç kuşakların yetişmesine katkıda bulunan kişiler üzerinden açıkladı.

Akademik birimlerin katkısı eğitim, araştırma ve toplumsal hizmet üzerinden değerlendirildi

Seminerde doktrinin hedefleri ile KTMÜ’nün misyonunun kesiştiği alanlar ele alındı. Stanaliyeva, ortak kültürel mirasın korunması, bilim ve teknolojinin geliştirilmesi, devlet dilinin desteklenmesi, çevreye duyarlılık ve toplumsal katkı başlıklarında üniversitenin çalışmalarının doktrinin hedefleriyle ilişkilendirilebileceğini belirtti.

Bu katkının farklı akademik alanları kapsadığını ifade eden Stanaliyeva, mühendislikten iletişime, ekonomiden doğa bilimlerine, sanattan spora ve turizme kadar her birimin kendi uzmanlığı doğrultusunda çalışmalar geliştirebileceğini söyledi. Eğitim, araştırma ve toplumsal katkı faaliyetlerinin sonuçlarının görünür hâle getirilmesinin önemine dikkat çekti.

Danışmanlık ve kampüs yaşamında ortak sorumluluk öne çıkarıldı

Seminerin son bölümünde, doktrinin üniversite yaşamındaki karşılığı üzerinde duruldu. Stanaliyeva, öğrencilerin sorumluluk bilincinin derslerle birlikte kampüsteki gündelik davranışlar ve ortak yaşam deneyimleri yoluyla geliştiğini belirtti. Üniversiteye, yurtlara ve ortak kullanım alanlarına özen gösterilmesini, kamu malına saygının ve toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak değerlendirdi.

Akademik danışmanlığın bu süreçteki önemine değinen Stanaliyeva, danışmanlık toplantılarının güçlendirilmesini ve deneyimli öğretim elemanlarının birikimlerini öğrencilerle paylaşmasını önerdi. Program, doktrinin hedeflerinin eğitim, bilimsel araştırma, toplumsal katkı ve öğrenci yetiştirme süreçleriyle ilişkilendirilmesine yönelik değerlendirmelerle tamamlandı.

    Sosyal medyada paylaşın