KTMÜ mezunu Altınay Adamaliyeva, Arktika’da ödül alan belgeselinin hikâyesini anlattı
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi (KTMÜ) İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 2024 mezunu Altınay Adamaliyeva, diploma projesi olarak çektiği belgeselle uluslararası sinema çevrelerinin dikkatini çekti. Genç yönetmen, Rusya’nın Anadyr kentinde 30 Mart–6 Nisan tarihleri arasında düzenlenen “Altın Karga” Uluslararası Arktik Film Festivalinde Jüri Özel Ödülüne layık görüldü.
Üç yükseköğrenim programı tamamlamış olmasına rağmen yaşamını hayvancılık ve yak yetiştiriciliği üzerinden kuran bir kadının hikâyesini anlatan belgesel, kadın emeği, kırsal yaşam ve bireysel tercihler ekseninde güçlü bir anlatı sunuyor. Film, Minsk’teki Eurasia.doc, Moskova’daki VGIK, Ankara’daki Türk Belgesel Film Festivali, Kırgızistan’daki Bir Duyno, Verkhnyaya Pyshma’daki Bakır Çiçek ve İstanbul’daki Aydın Doğan yarışması gibi pek çok önemli platformda da dikkat çekti.
Altınay Adamaliyeva ile hem ödülün kendisini hem de bu yolculuğun arka planını konuştuk.
“Bu hikâyede beni en çok insanın kendi yolunu seçme cesareti etkiledi”
Uluslararası festivallerde ödül alan filmin merkezinde, eğitimli olmasına rağmen şehirli yaşam kalıplarının dışında bir hayatı tercih eden bir kadın var. Adamaliyeva, belgeselin çıkış noktasını anlatırken karakterinin kendisinde bıraktığı etkiye dikkat çekiyor: “Bu hikâyede beni en çok etkileyen şey, bir insanın kendi hayatına gerçekten kendisinin karar vermesi oldu. Üç ayrı lisans eğitimi almış bir kadının, bütün bu birikime rağmen doğaya, emeğe ve kendi seçtiği yaşama dönmesi çok güçlü bir hikâyeydi. Ben bu karakterde yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda derin bir yaşam felsefesi gördüm.”
Genç yönetmene göre belgeselin gücü, gösterişli olaylardan değil, hayatın içindeki sessiz ama anlamlı dönüşümlerden besleniyor. Film de tam olarak bu nedenle yerel bir yaşam öyküsünü evrensel bir duyguyla buluşturuyor.
“Belgesel, bana bakmayı ve sabretmeyi öğretti”
Belgesel sinemanın, kurmaca anlatıdan farklı olarak yönetmene başka bir sorumluluk yüklediğini söyleyen Adamaliyeva, çekim sürecini tekniğin ötesinde düşünsel bir eğitim olarak da tanımlıyor: “Belgesel çekerken olayları yönlendiremiyorsunuz; hayat size ne verirse onunla çalışıyorsunuz. Bu süreç bana bakmayı, dinlemeyi ve sabretmeyi öğretti. Kamerayı açmak kadar, doğru anı beklemek de önemliydi.” Ona göre bu film, sinema ile hayat arasındaki ilişkinin ne kadar derin olabileceğini gösteren kişisel bir deneyim oldu.
Arktika’da gelen ödül: “Bu, sadece benim değil, emeği geçen herkesin başarısı”
Adamaliyeva, Rusya’nın en kuzeyindeki önemli kültür-sanat buluşmalarından biri olan “Altın Karga” Uluslararası Arktik Film Festivalinde ödül almanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirtiyor. Festival atmosferini “coğrafi olarak uzak ama duygusal olarak çok yakın” sözleriyle tarif eden genç yönetmen, bu ödülü yalnızca kişisel bir başarı olarak görmediğini söylüyor: “Anadyr’e kadar uzanan bu yolculuk benim için çok sembolik oldu. Bir üniversite projesinin dünyanın başka bir ucunda izlenmesi ve karşılık bulması gerçekten çok değerliydi. Bu ödülü yalnızca kendim için değil, bana inanan, emek veren ve bu süreçte yanımda olan herkes adına önemli görüyorum.”
“KTMÜ bana sadece teknik bilgi değil, sinema cesareti verdi”
Altınay Adamaliyeva, filmin ortaya çıkış sürecinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nin sağladığı akademik ve teknik desteğin belirleyici rol oynadığını özellikle vurguluyor. Çekim sürecinde üniversite tarafından sağlanan kamera, drone ve ses ekipmanlarının üretim açısından büyük kolaylık sunduğunu ifade eden Adamaliyeva, bu desteğin yalnızca ekipmanla sınırlı kalmadığını da belirtiyor: “Ücretsiz ama en önemlisi nitelikli bir eğitim aldım. Manas bana teknik imkânlar sunduğu kadar düşünmeyi, üretmeyi ve bir hikâyeye sinemasal gözle bakmayı da öğretti.” Filmde sanat yönetmeni olarak görev alan Stambulbek Mambetaliyev’in de projeye önemli katkı sunduğunu belirten genç yönetmen, yaratıcı üretimin ekip işi olduğuna dikkat çekiyor.
“Hayatım gerçekten ‘Manas’tan önce’ ve ‘Manas’tan sonra’ diye ayrılıyor”
Söyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Adamaliyeva’nın üniversite deneyimini kişisel dönüşümle ilişkilendirdiği ifadeleri oldu. KTMÜ’nün kendisi için iyi bir eğitim yuvası olmasının yanında bir yön bulma alanı olduğunu söyleyen Adamaliyeva, Manas’ı şu sözlerle değerlendiriyor: “Hayatım gerçekten ikiye ayrıldı: ‘Manas’tan önce’ ve ‘Manas’tan sonra’. Bu beş yıl bana yalnızca diploma kazandırmadı; kendimi tanımayı, kendi yolumu bulmayı ve dünyaya başka bir gözle bakmayı da öğretti.”
Genç yönetmen, sinema sayesinde seyahat etme, farklı coğrafyalara ulaşma ve kendi hikâyesini daha büyük platformlarda anlatma imkânı bulduğunu ifade ederek, bu süreci “kişisel bir kırılma ve yeniden kuruluş dönemi” olarak tanımlıyor.
Genç sinemacılara mesaj: “Büyük hikâyeler bazen en sade hayatların içindedir”
Bugün geldiği noktada, özellikle belgesel sinema alanında üretim yapmak isteyen gençlere de önemli bir mesaj veren Adamaliyeva, güçlü filmlerin her zaman büyük olaylardan doğmadığını söylüyor: “Bazen en güçlü hikâyeler, çok yakınımızdaki ama çoğu zaman fark etmediğimiz hayatların içinde saklıdır. Eğer gerçekten bakmayı bilirseniz, sinema size her yerde bir hikâye sunar.”
Bir mezuniyet projesinden uluslararası başarıya
Altınay Adamaliyeva’nın belgeseli, bir diploma çalışmasının disiplinli emek, doğru yönlendirme ve güçlü bir sinema diliyle nasıl uluslararası dolaşıma girebildiğinin dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Arktika’dan gelen ödül, genç bir yönetmenin kariyerindeki önemli bir eşik olduğu kadar KTMÜ İletişim Fakültesi’nde verilen sinema eğitiminin kültür-sanat alanındaki somut yansımalarından biri olarak da öne çıkıyor.
